eposta-pazarlama-abone-sayisi-havuz

E-Posta Pazarlamasında Abone Sayısını Artırmanız İçin 14 Taktik

eposta-pazarlama-abone-sayisi-havuz
E-posta pazarlamasında üye sayısını arttırmak daha fazla kişiye ulaşmak ve satışları artırmak adına kritik öneme sahip. E-ticaret siteleri için pazarlama kampanyalarının köşe başı olan günlük ve haftalık e-bültenlere abone olan kişi sayıları, markaların trafik ve popülaritelerinin büyümesi ile doğru orantılı artabileceği gibi yapılacak spesifik çalışmalar ile de daha fazla kişiye ulaşmak ve satış yapmak mümkün.

Tüketicilerdeki yıllardır süregelen alışkanlıklara paralel olarak geleneksel mecralardaki varlıklarını artıran -özellikle perakende tarafındaki- e-ticaret siteleri TV, gazete ve dergilerde daha fazla yer almaya başladılar. Öte yandan sosyal medya da içerik pazarlaması denince ilk akla gelen araç haline geldi. Ancak özellikle diğer pazarlama araçlarına kıyasla büyük bütçelere ihtiyaç duymayan e-posta pazarlaması halen birçok e-ticaret sitesi için birincil önceliğe sahip olmak durumunda.

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre de tüketicilerin yüzde 97’si online perakendecilerden e-bülten alıyor ve her üç tüketiciden biri gelen e-postalar üzerinden son 6 altı ayda en az bir defa online alışveriş yapmış.

E-posta pazarlaması önemli, e-posta pazarlaması mühim. İkna oldunuz ve potansiyel müşterilerinize e-posta göndermek için sitenizin ilgili sayfalarına “abone ol” kutuları eklemeye başladınız.

Ancak abone sayısı artmıyor, e-bültenlerinizin ulaştığı kitle çok ama çok sınırlı. Ne yapmalısınız? Gönderdiğiniz e-bültenlerin daha fazla kişiye ulaşmasına, yani yeni abonelere ihtiyacınız var.

Nereden ve nasıl gelecek bu yeni aboneler?

• Gönderdiğiniz e-postaların daha fazla insana yayılması lazım. Bunun için de Facebook ve Twitter gibi (hatta içerik uygunsa Pinterest de olabilir) sosyal ağlarda paylaşım için butonlar ve “e-mail ile paylaş” ya da “arkadaşına ilet” gibi ek seçeneklere yer verilmeli. İçerik ne kadar çok insana yayılırsa abone sayısının artma ihtimali de artar.

• Herkes bedava sever. Bunu bilen birçok e-ticaret sitesi de “üye olursanız yüzde 10 indirim çeki bizden” gibi kampanyalar kurguluyorlar. Modası hala geçmedi ve hala işe yarıyor.

• İndirim çekinden daha iyisi de var, hem satıcı hem de alıcı için: “üye olursanız ilk alışverişinizde x ürünü bizden hediye”. Satıcı için faydası tüketiciyi anında satışa motive etmesi ve böylece gerçek bir e-mail adresi edinecek olması. Alıcı için ise “herkes bedava sever”.

• Zaten üye olanların arkadaşlarını getirmelerini ve her 5 ya da 10 yeni arkadaş için belirli oranlarda hediye çekleri verilmesini kurgulayabilirsiniz. Burada kritik olan nokta ise e-posta adreslerinin gerçek sahiplerinin olması. Bunun için de double opt-in yöntemini kullanmanız gerekecek. Kullanıcılarının önemli bir kısmının markalarla kişisel bilgilerini doğru şekilde paylaşmadığını unutmayın.

• Dışarı çıkın, etkinliklere gidin, forumlara katılın, toplantılar ayarlayın ve sizinle ve markanızla ilgilenebilecek herkesin e-posta adresini alın. Alırken de mutlaka kendilerini bilgilendirin, “sizi kampanyalarımızdan haberdar etmek isteriz” demeyi unutmayın. Doğru bir gülümseme ile fiziksel ortamdaki bire bir görüşmede kimse e-posta adresini sizden sakınmaz.

• Google+ Hangouts üzerinden ünlülerle (moda ikonu, fenomen, uzman vb) toplu görüşmeler yapmak ve takipçilerle bu kişileri bir araya getirmek halen klişe değil. O hangout’a katılmanın bedeli ise e-posta adresini bırakması ve alışveriş yapması (ve tabi sonrasında kura çekimi) olabilir.

• Takipçilerinizin ve ziyaretçilerin e-postalarını bırakmasını “isteyin”. En göz önündeki alternatiftir bu ancak birçok insan da gözünün önündekini göremez. Bir de bizim kültürümüzde istemek değil de vermek daha mübahtır, istemeyi bilmeyiz. Markanızın Facebook ve Twitter sayfalarından abonelik sayfasına link verin, arkadaşlarınıza abone olmalarını önerin, ürün sayfalarında ve satış sonrası ekranlarında abone olmalarını isteyin. Kilit ipucu: İsteyin.

• İstemek demişken pop-up seçeneğini sakın unutmayın. Sitenizi ilk defa ziyaret eden kişiden pop-kutusuna yerleştirdiğiniz doğru metin ve görsellerle e-posta adreslerini bırakmalarını isteyebilirsiniz. Çoğu kişi “ne kaybederim ki” diyecek, daha fazlası ise anında pop-up’ı kapatacak. Yılmayın, ne kadar kayıt gelirse gelsin kazançtır. Damlaya damlaya abone birikir.

• Bazıları sizin için zaten üye ya da takipçi olabilirler ancak gerçek (ya da sık kullandıkları) e-posta adreslerini bırakmamış olma ihtimalleri de var. Onları bir şeyler kaçırdıklarına ikna edin. Yalnızca e-bülten abonelerinin okuyabildiği içerikler (mevsimin moda renkleri, zayıf göstermek için ipuçları vb) ya da görebileceği kampanyalar (yalnızca e-bülten abonelerine yüzde 50 indirim) uygulayın. Bir kere kaçırdıklarını bir daha kaçırmayacaklar.

• Gerçek zamanlı e-posta pazarlaması taktikleri ile de potansiyel müşterilerinize “bu markanın e-postalarına abone olmam ve o e-postaları hemen açmam lazım” dedirtebilirsiniz. Gerçek zamanlı e-posta kampanyaları hakkında daha fazla bilgi için yazımıza mutlaka göz atın; anlık kampanyalar kurgulayarak üye sayısıyla beraber açılma oranlarını da artırın.

• Üye olduğunuz affilliate pazarlama ağları ve ilişkileri üzerinden iş ortaklıkları geliştirin ve daha önce markanızla hiç temas kurmamış tüketicilere ulaşmayı ve onları “e-posta listelerinize abone olmak için ikna etmeyi” deneyin. Tabi siz de karşılığında kendi takipçilerinize başkalarının reklamını yapacaksınız ancak farklı alanda olduğu ve karakterleri benzer olduğu sürece marka ortaklıklarının başarı şansı yüksektir.

• Satış değil sadece e-posta adresi toplama odaklı Google Adwords kampanyası kurgulayın. Doğru call-to-action’lar ile çok ciddi üye artışı yakalayabilirsiniz.

• Yine en bariz ancak en çok gözden kaçan nokta: Tüketicilerin e-posta listenize abone olmalarını kolaylaştırın. Anne kızlık soyadlarına kadar bilgi istemek yerine adlarını ve e-posta adreslerini isteyin, kolayca abone olsunlar. Tabi sonrasında iyi bir iletişim ve veri toplama kurgusuna ihtiyacınız olacak. Yoksa erkek üyelere epilasyon ürünü göndermeniz sıkıntı yaratır.

• Son ve ama en önemli madde: İkna edin. Ne olursa olsun, hangi yolu tercih ederseniz edin ama tüketiciyi ikna etmeyi önceliğini haline getirin. Kandırın demiyorum; onların hayatına katacağınız avantaj, iyilik, konfor, mutluluk vs ne ise onu vurgulayın. İyi call-to-action, etkili başlık, otorite içerik, ikna edici görseller…

Tüketiciyi ikna ederseniz, tüketicinin müşteri olması yakındır.

Siz abone sayınızı artırmak için nasıl taktikleri kullanıyorsunuz? E-ticaret siteleri e-posta listelerini genişletmek için başka hangi taktikleri kullanabilir? Yorumlarınızı bekliyoruz.

Bu yazı ilk olarak eticaret haber ve rehber sitesi EticaretMag’da yayınlanmıştır.

Yaratıcı İçerik Pazarlamasının 15 (Yaratıcı) Adımı

yaratici-icerik-pazarlamasinin-15-adimiİçerik pazarlaması yalnızca blog tutma, otomatik e-posta gönderimi ya da birkaç ‘post’ oluşturmaktan ibaret değildir. Bunlardan çok daha fazlasıdır.

İçerik pazarlaması belirli bir stratejiyle taban tabana, yaratıcılığınızı ve know-how’ınızı kullanacağınız bir pazarlama çeşididir. Farklı bir ifadeyle; verilmek istenen mesajın ya da mesajların daha ilgi çekici, kullanıcıya fayda sağlayacak, paylaşma dürtüsünü harekete geçirecek ve satın almaya itecek bir biçimde üretilmesidir.

Her ne kadar “Content is the King” (Kral İçerik) cümlesi klişe olmaya aday bir tanım olsa da, doğruluğu inkar edilemez. İster kabul edin isterseniz etmeyin, yakın gelecekte bütün marka ve şirketlerin başvurmak zorunda olacağı -ki birçoğu başladı bile- bir pazarlama kanalıdır. Dijital mecranın gelenekselin önüne geçmeyeceğini söylemek çok da doğru bir öngörü olmasa gerek.

İçerik pazarlamasının temelinde yaratıcılığın ve know-how’ın yattığını söyledik. Peki bu yaratıcılığın haritası hangi adımlardan oluşur? İçerik pazarlamasından doğru bir şekilde faydalanmak için hangi yolu izlemeniz gerekir? Farklı yolları nereden bulacağız, bu fikirler nasıl aklımıza gelecek?

Biz sizin işinizi biraz kolaylaştıralım.

Yaratıcı içerik üretmenin 15 yolu

• Üreteceğiniz içeriğin evreni ‘her şey’ olmamalıdır. Markanızın hedef kitle segmenti oldukça geniş olsa da, siz konu anlamında ‘niş’ ilerlemelisiniz.

• Belki sürdürülebilir bir strateji olmayabilir ancak kişiye/kişilere özel içerik üretimi, tüketiciyi müşteriye çevirebilecek hamleler arasında yer alır.

• İçerik üretimi belirli bir eğitim serisi tadında yapılabilir. Hatta içerikler, rekabetin yüksek olduğu ‘keyword’ler üzerinden de hazırlanabilir. Çünkü bu eğitimler kullanıcıya fayda sağlayacağı için getirdiği trafik yüksek olacaktır. Dolayısıyla rekabetçi kelimelerde üst sıraya çıkılabilir.

• Bu eğitim serisini video içerik şeklinde üretebilirsiniz. Konu hakkında uzman bir kişiyle röportaj ya da online ders formatında bilgiler verebilirsiniz. (bkz: Tahta Önü)

• Serinin belirli bir kısmı ücretsiz olurken, ek video içeriklerini ücretli olarak sunabilirsiniz. Böylece bir nevi ‘up-sell‘ satış stratejisi izlenmiş olur.

• Sosyal medya kanallarınıza satış amaçlı içerik oluşturmayın. Bu mecralar tüketicilerin sayfayla iletişime geçtiği ve genellikle müşteri hizmetleri şeklinde kullandığı mecralardır.

• Sitenize alacağınız reklamları ‘reklam sayfası’ adıyla bir sayfada toplayabilirsiniz. Böylece yalnızca içerik için gelen kullanıcıya da fayda sağlamış olursunuz.

• En iyi 15-20 içeriğinizi, düzenleyip güncelledikten sonra e-kitap şeklinde ücretli ya da ücretsiz sunabilirsiniz.

• Video içeriği kapsamında alanlarının uzmanları 5-6 kişiyi bir araya getirip online konferans şeklinde ‘workshop’ verebilirsiniz. Kayıtlarını satışa sunmak da sizin inisiyatifinizde.

• Network’ünüzde bulunan içerik üreticileriyle iş birliği halinde içerik oluşturabilirsiniz. Böylece iki farklı komüniteden trafik alma fırsatını yakalarsınız.

• Özgün ve ilgi çekici olmak içerik üretiminin en önemli unsurlarındandır. Bu yüzden kendi kaynaklarınızdan çıkan ilginç hikayelere yer verebilirsiniz.

• Gündemde (hot-topic) olan endüstriler için özel raporlar hazırlayıp, yüksek profilli kullanıcıların ilgisini çekebilirsiniz.

• Sosyal sorumluluk ya da ülke gündeminde olan bir konu hakkında fikir beyan etmek isteyebilirsiniz. Bir manifesto yazıp, kullanıcılara e-posta atabilirsiniz. Tabi çıkış noktanız ‘duyarlı’ olmak üzerine kurulmalı. Galeyana getirmek değil.

• Birbirinden oldukça uzak konuları tek bir potada eritebilirsiniz. Örneğin, popüler bir ünlünün bir alışkanlığıyla, iş modelinizin 7 ortak noktasını bulabilirsiniz.

• İçerik fikri bulma konusunda sıkıntı yaşıyorsanız, daha önceki içeriklerinizi modifiye ederek (güncelleyerek) yeniden üretebilirsiniz. Ancak yeni yazı için bakış açınızı genişletmeyi unutmayın.

facebook-edgerank-nedir

Facebook EdgeRank Nedir?

facebook-edgerank-nedir
Son zamanlarda Google’ın kişilerin ilgi alanları ve sürekli olarak yaptıkları aramalarla ilişkili olan sonuçları kullanıcıların karşısına çıkartarak, kullanıcılara daha kişiselleştirilmiş arama sonuçları sunuyor. Bu durumun bir benzeri de bir süredir Facebook tarafından yapılmakta.

Facebook EdgeRank olarak bilinen bu algoritma ile Facebook kullanıcılarının haber kaynağında, yani ana sayfalarında hangi iletilerin ne sıklıkta gösterileceği belirleniyor. Başka bir deyişle Facebook’taki tüm eylemler (yorum, paylaşım, içerik paylaşımı vb.) “Edge” olarak adlandırılıyor ve bu algoritma edge’leri önem derecesine göre ana sayfada sıralıyor.

Facebook’un bunu yapmasındaki neden ise gereğinden fazla içerik ve mesaj kirliliğinin önüne geçerek, kullanıcıların ilgi alanlarına göre içerikler sunmak. Özetle Facebook’ta fazla etkileşim alan iletiler haber kaynağında görüntülenirken, etkileşimi az olan iletiler daha az karşımıza çıkıyor.

Peki, Facebook EgdeRank algoritması nasıl çalışıyor?

Öncelikle bu algoritma hangi içerik tiplerinin, hangi kullanıcıya gösterilmesi gerektiğini belirliyor. Bunu yaparken de kullanıcının devamlı olarak beğendiği, yorum yaptığı ve takip ettiği kullanıcıları veya Facebook sayfalarını göz önünde bulundurarak yapıyor. Kullanıcıların beğenmedikleri veya az ilgi gösterdiği sayfaları/içerikleri algılayan algoritma, haber kaynağında bu iletileri kullanıcıya göstermiyor.

Bu algoritmanın göz önünde bulundurduğu üç kriter var: Affinity Score, Edge Weight ve Time Decay.

Affinity Score

Algoritmanın en önemli özelliklerinden biri olan Affinity Score, kullanıcının başka kullanıcılarla veya sayfalarla olan etkileşimi, yakınlık durumu, ne kadar süredir etkileşim içinde olduğu gibi kriterleri değerlendiriyor.

Kullanıcı, başkalarının paylaştıklarıyla ne kadar ilgiliyse yani bir içeriği ne kadar tıklıyor, beğeniyor, yorum yapıyor, paylaşıyor veya etiketliyorsa bu içerikler kullanıcının ilgi alanları arasında olarak algılanıyor ve bu tip içerikler kullanıcının karşısına daha çok çıkıyor. Tabii ki sadece içerik değil aynı zamanda, bu içerikleri paylaşan kişi veya sayfalarda algoritma aracılığıyla belirleniyor.

Edge Weight

Edge Weight, etkileşimlerin değerlerini ölçmeye yarıyor. Yani en basit haliyle bir içeriğe yapılan bir yorum, bir beğeniden daha fazla değer taşıyor. Facebook tüm edge weights’i inceleyerek çeşitli değişiklikler yapıyor ve hangi tür içeriklerin kullanıcıların daha çok ilgisini çekeceğini ölçümlüyor. Bu da video ve görsel paylaşımlarının sadece “link” paylaşımından daha fazla etkileşim yarattığını ortaya koyuyor.

Bunun yanı sıra bir reklam ile fan sayfasına gelen kişinin Edge değeri, Facebook’ta arama yaparak fan sayfasına gelenden daha düşük; çünkü arama yaparak bir sayfayı beğenen kullanıcı o beğendiği sayfadaki içerikleri görmeye daha isteklidir.

Time Decay

Time Decay ise en güncel içeriklerin daha ön planda olmasını sağlıyor. Bir içerik ne kadar eskiyse değeri o kadar düşüyor. İçerik kaliteli olsa dahi belli bir süre geçtikten sonra güncel olmadığı için haber kaynağındaki değeri düşerek, görüntülenmesi azalıyor.

Facebook EgdeRank markalar için neden önemli?

Bu algoritmanın gelmesiyle beraber markaların Facebook sayfalarındaki etkileşim oranlarında ciddi düşüşler yaşandı. Çünkü bu algoritma sonrasında yaklaşık olarak her 1000 Facebook güncellemesinin sadece %0,2’lik kısmı kullanıcının haber kaynağında görünüyor. Bu nedenle EdgeRank markalar için önem taşıyor.

Facebook EdgeRank değeri ölçümlenebilir mi?

Bu ölçümlemeyi yapabilecek herhangi bir araç bulunmamakta; ancak paylaşımlarının ne kadar etkileşim aldığını ve kaç kişiye ulaştığını ölçebilirsiniz. Bunu yapmak için Facebook fan sayfasında bulunan analitik aracını kullanarak hangi içeriklerinizin kaç kişiye ulaştığını ve sayfanızın ne kadar görüntülendiğini görebilirsiniz.

Ayrıca Facebook bu algoritmayı gizli tutuyor ve belli aralıklarla değiştiriyor. Bu nedenle de yorum ve beğenilerin sağladığı değer zaman zaman değişebiliyor. Algoritmanın sürekli değişiyor olması da ölçümleme yapacak bir aracın olmamasına neden oluyor.

Facebook fan sayfaları EdgeRank’e nasıl uyumlu hale getirilir

Bu algoritmayı ilginç ve farklı içerikler ürettiğinize inandırmaya çalışmak zor olduğu için, takipçilerinizin verdiği tepkileri gözlemlemek daha iyi sonuç verecektir. Sayfanızı takip edenlerin, hangi içerikleri beğendikleri, yorum yaptıkları ve hangi saat aralıklarında sayfanızda bulunduğu gibi kriterleri ele alarak Egde değerinizi artırabilirsiniz.

İçeriklerin paylaşımını basın bülteni gibi değil daha ilgi çekici bir halde paylaşmaya çalışmak ilk adım için oldukça önemli. Facebook’un insanların eğlenmek için yer aldıkları bir platform olduğunu unutmamak gerekli. Bu sebeple paylaştığınız içeriğin bir ürünü satmaktan çok, kullanıcının bu ürün hakkında konuşmasını sağlamanız gerekiyor.

Aldığınız yorum ve beğenilerin artması Affinity Score’un artmasını sağlarken, görsel ve video içerikler paylaşmanız da Edge Weight’e katkı sağlayacak. Doğru zaman aralıklarını belirleyip, iletilerinizin güncel bir şekilde haber kaynağında görünmesini sağlayarak da Time Decay’i göz önünde bulundurmuş olursunuz.

sosyal-medya-olcum

Markaların Sosyal Medya Performansını Artıracak Yöntemler

Kullanıcılarla kolay ve hızlı bir şekilde etkileşim sağlamasından dolayı sosyal medya markaların en önemli pazarlama ve reklam mecralarından biri haline gelmeye başladı. Sosyal medyanın doğru kullanımı markaların geri dönüşüm oranlarına katkı sağlayabilir. Bunların yanı sıra sosyal medya marka bilinirliğinin artmasında da şirketlere yarar sağlayabileceği gibi bir takipçi kitlesinin oluşmasına da yardımcı olur.

Markaların bu nedenle sosyal medya performanslarını analiz etmeleri ve aldıkları sonuçları iyi bir şekilde değerlendirerek bu mecralardaki stratejilerini belli kriterlere göre belirlemeleri gerekiyor. Bu analizlerin yapılabilmesi için de şirketler sosyal medya KPI yani anahtar performans göstergelerine ihtiyaç duyuyorlar.

Firmalar oldukça basit yöntemlerle sosyal medyadaki gelişimlerini takip edebilir ve hangi içeriklerin ve stratejilerin kendileri için yararlı, hangilerinin değişmesi gerektiğini gözlemleyebilirler.

Takipçi artış/düşüşünü gözlemleyin

Günlük veya haftalık olarak takipçi sayınızın artış veya düşüşünü gözlemleyerek sosyal medya stratejinizi ölçümleyebilirsiniz. Eğer yeni kurulan bir girişimseniz bu takibi 5 günlük ya da haftalık olarak bu takibi yapabilirsiniz. İlk başlarda çok fazla takipçi çekemeyebilirsiniz bu nedenle günlük yerine haftalık yapılan bir gözlem yeterli olabilir.

Pazarlama kampanyalarınızın ardından hızlı bir şekilde takipçi sayınız artmaya başlamışa bu süreyi zamanla düşürerek günlük ölçümlemeye geçebilirsiniz. Böylelikle kampanyalarınıza harcadığınız bütçenin ne kadar geri dönüşüm sağladığını inceleyebilir ve eğer bu kampanyalardan beklenen dönüşüm sağlanmazsa değişikliğe giderek farklı bir kampanya hazırlayabilirsiniz.

Kullanıcıların paylaşım, yorum ve beğenilerini ölçümleyin

Sosyal medyada paylaştığınız içeriklerin kullanıcılar tarafından ne kadar paylaşıldığının da takibinin yapılması oldukça önemli. Böylelikle hangi içeriklerin paylaşılıp, hangilerinin ilgi görmediğini anlayabilirsiniz.

Markalar, kendi reklamları dışında kullanıcılara ilgi çekici içerikler sunarak takipçileriyle olan etkileşimlerini artırmaya çalışıyorlar. Bu paylaşımlara kaç beğeni geldiğini ve alta kaç yorum bırakıldığını inceleyebilirsiniz. Eğer bir içerik çok fazla beğeni ve yorum toplayamıyorsa, içerik stratejinizde değişikliğe gitmeniz gerekebilir.

Aynı şekilde bu içeriklerin kullanıcılar tarafından ne kadar paylaşıldığını da gözlemlemelisiniz. Çünkü kullanıcılar bu içerikleri kendi profillerinde paylaştıklarında sizin müşteriniz olmayan kullanıcılara bunları ulaştırmış olurlar. Böylelikle yeni üyelere ulaşma fırsatı yakalayabilirsiniz.

Bu noktada önemli olan bu paylaşım, yorum ve beğeni verilerinin düzenli olarak toplanması ve haftalık ya da aylık olarak değerlendirmeye alınması. Veriler üzerinden değerlendirme yapılması çok ama çok önemli.

Paylaştığınız linklerin geri dönüşümünü inceleyin

Sosyal ağlardaki iletilerinizde paylaştığınız linklerin ne kadar tıklandığı ve bu sayfalara yönlenen kullanıcıların sitede ne kadar kaldıklarını, siteyi terk etme oranlarını ve benzeri eylemlerini inceleyerek bir ölçümleme yapabilirsiniz. Paylaştığınız linkin, ne kadar değer taşıdığı ve ilgi gördüğü bu ölçümlemeler sonucu ortaya çıkacaktır.

Ölçümlemelerin ardından ortaya çıkan sonuçlar beklentilerinizi karşılamıyorsa linklerinizi daha ilginç hale getirmenin yollarını aramaya başlayabilirsiniz.

Paylaşım sıklığını ve aralıklarını gözlemleyin

Paylaşımlarınızı sosyal medyada hangi saat aralıklarında ve ne sıklıkla içerik paylaştığınızı incelemeniz oldukça önemli. Kullanıcılarınızın hangi saat dilimlerinde iletilerinize tepki verdiğini inceleyebilir ve en çok ilgi gören saat aralıklarına göre bir sosyal medya içerik stratejisi hazırlayabilirsiniz.

Burada dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta ise hangi sosyal ağda hangi sıklıkta paylaşım yapacağınıza karar vermek. Facebook’un yeni edge rank uygulamasının ardından yaptığınız paylaşımların hepsi tüm takipçileriniz tarafından görülmeyebiliyor. Bu nedenle paylaşım sıklık ve etkileşim oranlarını ele alarak Facebook edge rank’e göre optimize edebilirsiniz. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz Facebook EdgeRank Nedir? adlı yazımıza göz atabilirsiniz.

Referral trafiğinizi takip edin

Sosyal platformlardan internet sitelerine trafik alma oranının gözlemlenmesi, tüketicilerin markanıza olan ilgisini ve sosyal ağlardaki hesapların sitenize ne kadar trafik yönlendirdiğinin hesaplanmasına yardımcı olur. Eğer oldukça yüksek bir takipçi sayınız varsa bu takipçileri sitenize çekecek içerikler ve paylaşımlar yaparsanız, referral trafiğinizi artırarak web sitenizi ziyaret edenlerin sayısını da artırma şansı bulabilirsiniz.

Bu oranın artabilmesi için de yukarıda da bahsettiğimiz içerik paylaşımlarından sağlanan dönüşüm oranlarının iyi bir şekilde ölçümlenmesi gerekiyor.

İleriye dönük hedefler belirleyin

Yukarıdaki kriterleri ileriye dönük tahminler ve hedefler için kullanabilirsiniz. Hazırladığınız pazarlama stratejisinde ölçümleme yaptığınız bu kriterleri baz alarak ileriye yönelik hedefler belirleyebilirsiniz.

Basit yöntemler kullanarak bu analizleri yapabilirsiniz

social-KPI
Yukarıdaki analiz yöntemlerini ölçümleyebilmek için oldukça basit yöntemler kullanabilirsiniz. Örneğin, yukarıdaki gibi bir Excel dosyası hazırlayıp, her kriter için günlük veya haftalık değişimleri not alabilirsiniz. Bunun yanı sıra başka bir Excell dosyasında her kriterin aylık sonuçları hazırlanarak, yıl içindeki değişimlerin incelendiği aylık ve çeyreklik raporlar hazırlayabilirsiniz.

Yukarıdaki örnekte oldukça basit bir şekilde haftalık ve aylık yüzde artış raporu hazırlanabilir. Tabii ki bu yüzdeleri hesaplayabilmek için her KPI için farklı bir rapor dosyası hazırlamanız gerekiyor.

Bu tür bir raporlama ile sosyal medya stratejinizin aylık raporları elinizde olur ve harcadığınız bütçeyi daha iyi bir şekilde yönetebilirsiniz. Burada önemli nokta bu ölçümlemeleri yaparken düzenli bir şekilde not alarak, bu Excell dosyalarını güncel tutmak.

Bir paylaşımdaki beğeni ve yorumlar zaman içinde bir artış gösterebilir. Kullanıcılar eski iletilere göz atabilirler. Bu nedenle ileti ve beğenileri not alırken belli bir zaman limiti belirleyin, böylelikle her ileti için ortalama bir ölçümleme kriteri belirlemiş olursunuz.

Bu yazı ilk olarak eticaret haber ve rehber sitesi EticaretMag’da yayınlanmıştır.

varis-sayfasi-landing-page

Landing Page (Varış Sayfası) Nedir?

Landing page yani Türkçe’deki karşılığıyla “varış sayfası”, online reklamlara ya da sosyal medya veya herhangi bir internet sayfası üzerindeki linklere tıkladıktan sonra internet kullanıcılarının yönlendikleri sayfalara verilen ad olarak biliniyor ve landing page’ler internet sitelerinin ana sayfalarından farklı olarak ele alınan ve reklamın içeriğine göre düzenlenen internet sayfaları olarak kullanılmakla beraber markaların dönüşüm (conversion) oranlarını artırmak için de tasarlanıyor.

Markalar, reklam kampanyaları doğrultusunda dönüşümlerini artırmak için landing page’lerden yararlanabiliyorlar. Özellikle Google Adwords ve retargeting reklamları sonrasında tüketiciler belli bir ürünün satın alma sayfasına, bir form ya da e-posta bülten aboneliği ya da herhangi bir kampanyanın yer aldığı sayfaya yönlendirilebilir.

Varış sayfalarının sahip olması gereken en önemli özellik, online reklamlar ile bu sayfaya gelmiş olan kullanıcıların dikkatinin dağılmadan sayfada verilmek istenen kampanya veya ürüne doğrudan yönlendirilebiliyor olmasıdır. Kullanıcılar bu sayfada olanları kolay bir şekilde algılayabilmeli ve böylelikle aradığı sonuca ulaşabilmeli. Eğer bu sayfalar amacından saptırılıp karmaşık ve reklamda verilen bilginin yer almadığı bir içeriğe sahipse, kullanıcılar anında bu sayfaları terk edebilir.

Landing page ile dönüşüm oranlarını artırmak için neler yapılabilir?

Markaların dönüşüm oranlarını artırmaları doğrudan gelirlerini artıracağı için landing page’leri iyi düzenlemeleri gerekiyor ya da reklama ayırdıkları bütçeleri daha da artırmaları gerekiyor. Eğer iyi bir landing page optimizasyonu sağlanırsa ayrılan bütçe artırılmadan şirketler gelirlerini artırabilirler.

Bir örnekle anlatmak gerekirse, 1000 TL’lik reklam bütçesi ayırdınız ve dönüşüm oranınız %2 seviyesinde ve %2’lik bir dönüşüm ile 100 kişi sitenizden alışveriş yaptı ve geliriniz 4000 TL civarında. Bu oranı ikiye katlamak için reklam bütçenizi ikiye katlamanız ya da aynı reklam bütçesiyle dönüşüm oranınızı iki katına çıkartmanız gerekiyor. Bunu yapmak için de varış sayfalarınızı iyi düzenlemeniz lazım.

Alakalı içerik sunun

Tüketicinin tıkladığı reklamın yönlendirdiği varış sayfası, reklamın sunduğu içerikle alakalı olmalı. Eğer reklam metninde “%30 indirimli ayakkabılar” yazıyor ve landing page’de tüketiciye elbise ya da gömlek sunuyorsanız, tüketiciyi tamamen kaybetme durumunuz bulunuyor. Aradığı ürünü, girdiği sayfada bulamayan tüketici, doğrudan sitenizi terk edebilir ve bir daha sayfanıza gelmeyebilir.

Kullanılan dil oldukça önemli

Hitap edilen kitleye göre belli bir dil seçimi yapmanız gerekiyor. Eğer iş dünyasından profesyonellere hitap eden bir siteyseniz senli benli bir dil bu kullanıcıların çok hoşuna gitmeyebilir. Hitap ettiğiniz kitlenin anlayacağı ve kabul edeceği bir dil kullanmaya özen gösterin.

Landing page üzerinde eyleme çağıran (call to action) bir dil kullanmanızın da önemi oldukça büyük. Sayfaya yönlenen kullanıcı birkaç saniye içinde bu sayfada ne yapabileceğini anlamalı. Ürünün özellikleri, fiyatının ne kadar olduğu ya da kampanyanın sunduğu avantajları kullanıcı sayfaya girdiği anda görebilmeli ve bir eyleme geçebilmeli. Eğer tüketici sayfaya girdiğinden ne yapacağını anlamamışsa büyük ihtimalle sayfayı terk edecektir.

Tüketiciye açık ve net bir şekilde, sunduğunuz ürün ile onun ne kazanacağını ve nasıl bir avantaj sunduğunuzu belirttiğiniz takdirde tüketicinin eylemleri değişecek ve sitenizde vakit geçirmeye ve alışveriş yapmaya başlayabilir.

Farklı hedef kitlelerine, farklı landing page sunun

Farklı sayfalar üzerindeki reklamlarınızı gören tüketicilere, farklı landing page yapmak da bir o kadar önemli. Farklı kullanıcı kitleleri oldukları için aynı landing page üzerine gelmeleri dönüşüm oranlarını azaltabilir; ancak değişik siteler üzerinden gelen tüketicilere olabildiğince kişiselleştirilmiş varış sayfaları sunduğunuz da dönüşüm oranları artabilir.

Sayfanın konu başlığını ve içeriğini iyi belirleyin

Sayfanızın konu başlığı oldukça ilgi çekici olmalı ve ziyaretçiyi anında yakalayabilmeli. Dikkat çekici ve kullanıcıyı yakalayan bir başlığı, tanıttığınız ürün ya da kampanyayı en iyi anlatacak içerikle desteklemek, kullanıcıların dönüşüm oranlarını artırabilecek yöntemlerden biri.

Sayfanın tasarımı ve kullanılan yazı fontuna dikkat edin

Sayfanın tasarımını oldukça sabit tutup, birbirini tamamlayıcı ve kontrast renkler kullanmakta fayda var. Özellikle kullanıcılara bir form veya e-posta bülteni doldurtmak için bu sayfalardan yararlanmak istiyorsanız, sayfanın tasarımında bu renkleri kullanarak tüketicilerin sayfada eyleme geçecekleri yerleri gösterebilirsiniz.

Doğru renk kullanımının yanı sıra kullanılan yazı fontuna da dikkat etmek gerekiyor. Kullanılan fontların boyları iyi seçilmeli ve font tiplerini seçerken rahat okunan fontlara yer vermek gerekiyor. Bu sayfaya gelen ziyaretçiler yazan bilgileri rahatlıkla okuyabilmeli.

Kurumsal renklerinizi ve logonuzu bu sayfada bulundurun

Tabii ki kurumsal renklerinizle doğru orantılı renkler kullanmanız da oldukça önemli. Kontrast renk seçmeye çalışırken, kendi kurumsal kimliğinizi de korumaya özen gösterin. Bunun yanı sıra bu varış sayfalarında kendi logonuzu da kullanmayı unutmayın. Tüketiciler bir eylem yaparlarken hangi markanın sayfasında olduklarını görmek isteyeceklerdir, bu sebeple varlığınızı onlara gösterin.

Anahtar kelimelerinizi iyi seçin

Kullanıcı deneyimini artırmak için landing page’lerinize kullanıcı gözüyle bakmaya çalışın. Bir tüketici bu sayfaya geldiğinde o kişileri hangi anahtar kelimelerle sayfada tutarak, dönüşümünüzü artırabileceğinizi göz önünde bulundurun. Sunduğunuz ürünü en iyi tamamlayacak ve anlatacak anahtar kelimeler eşliğinde bir başlık ve içerik hazırlamanın dönüş oranlarının artmasında etkisi olacaktır.

Kullanıcı yorumlarını sayfada paylaşın

Eğer daha önceden sunduğunuz bir avantaj veya kampanyaysa bu fırsattan yararlananların yorumlarını ve kullanıcıların neden memnun kaldıklarını varış sayfasında kullanarak tüketicilere, eyleme geçmeleri için bir neden sunabilirsiniz. Tabii ki burada paylaşılan yorumların gerçeklik payı oldukça önemli bu yüzden bu yorumları paylaşırken doğruluğunu kontrol ederek paylaşmalısınız.

Bu yazı ilk olarak eticaret haber ve rehber sitesi EticaretMag’da yayınlanmıştır.